Hayatımda bazı şeyleri oturtmuş olmam yetmiyor bazen
Taşlar yerine oturduğunda da, umutsuzluk kapıyı çalabiliyor
Düşünüyorsun, içinden çıkamıyorsun
Çekip gitmek istiyorsun, arkanda birilerini bırakmak istemiyorsun
Ya onlar da gelecek, ya da sen gitmeyeceksin
Yabancı memleketler de sana evini özletebiliyor. En asi zamanlarında annenin yanında olmasını istediğin gibi
Her daim akıl danışacak birini arıyor, buluyor ve kanıyorsun. Akıl danışmak kendi aklından şü

helendiğinin de bir işareti
Benim aklım bana yetmiyorsa kim ne yapabilir ki? İdrak sorunum varsa ya da anlamak istemiyorsam hangi ninni(!) cevap olabilir
Kafam karışıyorsa bunun nedeni ben miyim yoksa dış etkenler mi?
Demografik özelliklerim mi, veritabanımın yetersiz olması mı?
Tekrar journal yazıyor olmam demek, bir şeylerin iyiye gitmediğine işaret. Hayatımı sarsacak yeni belirsizlikler kapıda. Ben bunu hissediyorum ya siz? Bence okuyorsanız benimle beraber tedirgin oluyorsunuz. Belki de geleceğin ne getireceğini kestirememekten, kariyer planınızın ters tepme ihtimalinden, karşınıza çıkacak sağlık sorunlarından, (benim gibi) sakat kalmaktan ya da elinizi kaybetmekten, sevdiğiniz birinin sizden önce ölmesinden, hayatınız boyunca ya çok istenilen ya da hiç istenilmeyen insan olmaktan, orta karar olmak yerine uçlarda dolaşmaktan, sosyallikten ya da asosyallikten, ailevi kayı

lardan, düş kırıklıklarından, güvendiğiniz kişilerin sizi ilk kazıklayan insan olmasından korkuyorsunuzdur
Ben bu aralar sadece kendimden korkuyorum. Her annenin kızına bir lafı vardır ya Sana değil dışarıdakilere güvenmiyorum diye. Aslında her anne kızına/oğluna kendinden korkmasını öğretmeli. Düşünceler aksiyona vurulursa ve şiddet- ki bu şiddet aşkta bile olabilir illa kavga dövüş anlamayın- kapınızı çalarsa hayır diyebileceğinizden emin olmalısınız daha doğrusu anneniz emin olmalı
Tehlikeli şeyler düşünüyorum. Kesinlikle ölüm değil ama daha tehlikelisi. Arkamda her şeyi bırakı

kaçmak istiyorum bir süreliğine. Bu sizin manen birileri için ölmeniz anlamına gelir. (Tamamen çekip gitmek benim doğama aykırı çünkü kürkçü dükkanının yolunu 10 km öteden bulabilenlerdenim.) belki başka bir memlekete/ şehre yerleşmek. Havasını suyunu bilmediğim diyarların çeşme başında beklemek, önümün kesilmediği yerlerde olmak, kafalarında 40 tilkinin aynı anda dolanmadığı insanlarla konuşmak belki de dertleşmek, güvenmek ve güvenilir olmak, sırtımdan vurulmak yerine yüzümün ortasına inen Osmanlı tokadını seyretmek, ne bileyim belki de insanların benden korkmadığı bir yerde inzivaya çekilmek.
Çok şey istemiyorum belki de ama yapmak gerçekten çok zor. Planlarımı, sevdiklerimi, değerlerimi ve yaklaşımlarımı bir anda silip atmak en zor olanı. Ne çalıştığım ne de yaşadığım yer önemli değil artık. İçine bir sürü sevgi sığdırabildiğim ve inanabileceğim bir şeyler olmalı.
İnancımı yitiriyorum ama egomu şişirip hindi gibi etrafta dolanıyorum
Bu neye yarar ki?
İsteklerim ve sevdiklerim beklentilerime hiç cevap veremeyecekse